GÜNLÜK – 04/02/2020 – Bölüm 1

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

GÜNLÜK – 04/02/2020 – Bölüm 1
Günlük – 04/02/2020 – Bölüm 1

Sığacık marinada küçük bir cafede buluştuk Gamze ve Hülya ile. Sıcak bir gülümseme, sıcak bir tokalaşma. Sonra garsonun sipariş alması ve derin bir sessizlik. Birbirimizin yüzüne öylece bakmaya başladık. “İlk defa mı?” diye sordum. Şaşkın şaşkın baktılar yüzüme. “Yani ilk defa mı geliyorsunuz Sığacık’a?” diye gülümsedim. İkisi de sorumu yanlış anlamış olmalılar ki güldüler. “Evet, aslında İzmir’e ne kadar yakınmış. Güzel bir yer. Haftasonu kafa dinlemek için ideal gibi görünüyor” dedi Hülya. “Hafta içi daha iyi. Pazar günü Sığacık pazarı oluyor. Cumartesi ve Pazar gerçekten kalabalık, ama hafta içi çok daha sakin, rahat ve keyifli” diye yanıtladım. “şansınıza hava güzel. Normalde deli gibi eser burası” diye ekledim.

“Sık geliyor musun buraya?” diye sordu Gamze. “Burası ve havası hoşuma gidiyor, bir yada iki kez basıp gelidğim oldu kahve içmek için” diye yanıtladım. “Tek başına mı?” diye sordu Hülya. “yani. açıkcası burada ilk defa sizinle buluştum.” diye yanıtlayınca gülümsedik. Hülya biraz daha heyecanlı, Gamze ise daha ağır başlıydı. “Ama güzel bir tercih olmuş sanırım, hava güzel, siz de beğendiniz” diye ekleyince “Evet, gerçekten güzel. Dışarıda olmak keyifli.” diye yanıtladı Gamze. Bu ısınma cümleleri, kahveleri yudumladıkca daha da sıcaklaşmıştı. Garson kahve boşlarını almak için geldiğinde “Ben bir tane bira alabilir miyim?” diye seslendi. Anlaşılan güven ortamı yavaş yavaş aramızda oluşmaya başlamıştı. Hülya göz ucuyla bakınca göz göze geldiler. onaylarcasına göz kapaklarını kapatıp açtılar birbirlerine. “Ben de lütfen” diye seslendi Hülya. “O zaman bana da bir bira lütfen.” diye ekledim. “Yanına çerez, cips, patlamış mısır varsa seviniriz” deyince garson “tabi” diyip uzaklaştı. Sohbete devam ediyorduk. “Bu manzara ve bu keyfite bir bira içmezsem olmazdı” diye güldü Gamze. “Aynen, iyi aklımıza getirdin” diye güldü Hülya. Havadan, sudan, biradan, şaraptan sohbet ettik biralarımız gelip yarılayana kadar.

“Cenk gerçek ismin değil sanırım” diye güldü Hülya. “Evet, sizin de Hülya ve Gamze olmadığınız gibi ben de Cenk değilim” diye yanıtladım. Gülüştük. “Yazdıkların, yani xhamster da… Gerçeken muhteşem fantaziler” dedi Hülya. “bazen hayal gücünü zorluyor insanın ve güzel yazıyorsun” diye ekledi hafifçe başını öne eğerek. “Aslında çoğu bir şekilde yaşadığım yada yaşanan ortamlarda bulunduğum olaylar. “Yani… Tuğçe ile tanışmak istesek bu mümkün desene!” diye güldü Gamze. Gülümsedim. Şu sıralar değil, ama mümkün” diye yanıtladım. “Gerçekten de çok kibar ve olgun birisiniz” diye söze girdi Gamze. “Teşekkür ederim, siz de öyle.” diye yanıtladım gülerek. “Şimdi bunları da yazacak mısınız?” diye sordu Hülya. “Orasını henüz bilmiyorum, bu hepimize bağlı” diye yanıtladım gülümseyerek. “Biraz çılgınca birşey yapıyoruz değil mi!” diye güldü Gamze. “yani, sıradanın dışında… şahsen yaş olarak internetten birileriyle buluşma yaşını çoktan geçmiş olduğumu düşünüyordum. öte yandan iyi oldu bir araya gelmemiz birkaç haftadır yazışmadan sonra” diye yanıtladım. “yani.. ben o ilk mesajı hangi cesaretle attım hala bilmiyorum” diye güldü Gamze. “iyiki de atmışsın” dedi Hülya gülümseyerek. Bira şişelerinden aldığımız yudumlar büyüdüğü için kalan yarımlar hızlı bitmişti. Garson boş şişeleri görünce masaya yanaştı. “Birer tane daha içer miyiz?” diye sordum. “Belki etrafı keşfe çıksak daha iyi olur” diye güldü Hülya. “tamam, hesap lütfen” dedim garsona. Hesap gelene kadar sessizce oturduk. Hesabı Hülya ödemek istedi ama “bunlar benden, ikinciler senden o zaman” diyerek ödedim. Gülümsedi. ödeyip kalktık. Marinadan çıkıp arabama yöneldik. Yolun tam karşı tarafında tekel bayii vardı. “Hoşumuza giden bir yerde durup birer tane daha bira içelim mi?” diye sordu Hülya. “Güzel fikir” dedi Gamze. “tamam, bunlar benden” diye hızlıca yolun karşısına geçti. 6 tane bira ve iki paket cips ile geri döndü. Gamze ön tarafa yanıma oturmuştu. Hülya arka koltuğa geçti. Büyük otellerin olduğu tarafa doğru sürdüm arabayı. Sağa sola bakıp, etrafı tanımaya çalışırlarken bildiğim yerleri anlattım. Güzel manzaa, güneşli bir öğlenden sonra. Manzarası güzel bir yer bulup arabayı çekecektim ki “aşağıda bir koy var, belki oraya gidiliyordur” diye parmağıyla işaret etti. Arabayı oraya sürünce gerçekten küçük, güzel bir koyda sahile kadar girmiştik neredeyse arabayla. Arabayı park ettim. İnip koydaki sahile indik elimizde biralarla. Su bemberrak, terzemiz sahil… Palmiye ağaçları… “Çok güzel.. Cennet gibi” diye güldü Hülya. Birkaç fotoğraf çekti. Selfie falan çekildiler sonra “Cenk, resim çeksek birlikte” diye sorunca “Mahsuru yok benim için” diye gülümsedim. İkisinin arasına girince ikisi birden ellerini belime doladı sağlı sollu. “Kurallar geçerli değil mi?” diye gülümsedim. İkisi de gülümsediler. “Senin kuralların… elbettte” dedi Hülya. Ellerimi ikisinin beline doladım. Biraz mahçup, biraz utangaç, biraz keyifli birkaç selfie yaptık. Son selfide ikisi birden sağlı sollu yanaklarıma yapıştırdılar dudaklarını. Selfie çekilince ikisinin de yüzü pembeleşmişti hafifçe. Ellerindeki bira kutularından büyük birer yudum aldılar. “Soğuk bira bile kesmedi” diye güldü Gamze. Uzanıp yanağına küçük bir buse kondurdum. “Sen bayağı ateşlenmişsin” diyince “yaa… iyice utandırma beni lütfen” diye gülümsedi. Dönüp Hülya’nın da yanağına bir öpücük kondurdum. Gülümsedi. “ikiniz de çok sıcaksınız” diye takıldım. Ellerindeki biraları bitirmişlerdi. yenilerini almak için kayaların üzerine bıraktığımız bira poşetine yöneldiler. Yeni birer kutu bira alıp açtılar ve büyük birer yudum daha aldılar.

Eninde sonunda ne olacağı belliydi. Güven ortamı çoktan oluşmuştu. Geriye sadece cesaret etmek kalmıştı. Kurallarımı da biliyorlardı, kah yazdığım hikayelerden, kah 2 hafta boyunca yaptığımız sanal sohbetlerden. Onları uzaktan seyretmek keyifliydi. Esmer Gamze, buğday teni, ensesinde kesilmiş kısa kahvrengi saçları, üzerinde sarı boğazlı kazak ve altında deri tayt ile hoş bir kızdı. Dudakları dolgun ve biçimliydi. Kocaman bir gülüşü vardı. Hülya ise koyu kahvrengi uzun saçlı, beyaz tenli, 1.70li boylarda. Dar bir kot pantolon, kahvrengi boğazlı kazak… İkisi de oldukça fit görünüyorlardı. Onları izlediğimi görünce gülümsediler. “sessiz, sakin, huzur dolu” diye güldü Hülya. Gamze de gülümsemişti. “Ve biraz iç gıdıklayıcı” diye kikirdedi. “Yazın da böyle sessiz ve sakin olsa” diye güldü Gamze koluma girerken. Hülya’da onu takip etmişti. Hülya sol tarafıma, Gamze sağ tarafıma geçmişti. Küçük koyun kumsalında yürümeye başladık. Kumsaldan kayalıklara çıktık ve büyükçe bir kayanın arkasına doğru indik. Gamze biraz geride kalmıştı. Hülya kayanın üzerinden inemeyince belinden kucaklayıp onu kayanın üzerinden aldım. Boynuma sarılmıştı. İndirirken onu teşekkür ederim diyerek uzanıp dudaklarıma küçük bir buse kondurdu. Yeni ergen aşıklar gibi davranıyorduk birbirimize resmen. Gamze’yi de aynı kayanın üzerinden aldım belinden kavrayıp. Onu da yere bıraktığımda elindeki bira kutusundan bir yudum bira aldı önce. Yutkundu ve dudaklarıma uzandı. Buse beklerken alt dudağımı hafifçe ısırdı ve öpüşmeye başladık. Hülya bizi farkedince güldü. Gamze kendini geri çekti gülümseyerek. “Teşekkürler” diye mırıldandı. “Bu kadar mıydı?” diye güldü Hülya. Gamze biraz utangaç başını öne eğdi. Hülya bana uzanıp yapıştı dudaklarıma. Deli gibi öpüşmeye başladık aniden. Gamze kayalardan birinin üzerine oturup bizi izlemeye başladı. Hülya’nın elleri pantolonumun üzerinden aletime ulaşmıştı hızlıca. “En çok bunu merak ediyorum.” diye mırıldandı yarı kalkık haldeki aletimi avuçladığında. “Ve galiba yazdıkların tamamen doğru” diye kikirdedi pantolonumun fermuarını aşağıya indirirken. Sırtımı kayaya dönüp yaslandım. Hülya yavaşça aşağıya diz çöktü ve boxerimin içinden aletimi dışarıya çıkardı. “off… Gamze…” diye sapından kavrayıp Gamze’ye gösterdi. Gamze kikirdedi. Oturduğu yerden yanımıza geldi. Gözlerime baktı önce. Sonra da aletime uzattı elini. Usulca okşadı. Hülya’yı bekliyordu. Hülya başına küçük bir öpücük kondurdu. Sonra Gamze’yi bekledi. O da yaklaşıp bir öpücük kondurdu ve dudaklarını hafifçe aralayıp ağzına almaya başladı. Başı girdikçe ve Hülya ufak ufak sıvazladıkça hızla büyüdü aletim Gamze’nin dudakları arasında. Hiç ses çıkarmıyordu. Hülya yavaşça Gamze’nin ağzından çıkardı aletimi ve kendi ağzına yerleştirdi. “Bunu yaptığımıza inanamıyorum” diye gülümsedi Gamze. Hülya aletimi ağzından çıkardı ve Gamze’ye dönüp dudaklarına yumuldu. İkisinin de elleri aletimde ve birbirleri ile öpüşüyorlardı. “Senin için!” diye güldü Hülya. O arada arka tarafta başka bir araba sesi duyulunca panikledik üçümüz de. Hızlıca toparlanmak zorunda kaldık. Beyaz bir araba daha gelmişti. Sarışın bir çift indi arabadan. Daha iner inmez kaputun üstünde öpüşmeye başladılar. Bizi görmemişlerdi. Gamze olduğu yerden onları görebiliyordu. “Ben gözlerim” diye kikirdedi. Hülya güldü ve aşağıya eğilip aletimi yine pantolonumdan çıkardı ve ağzına almaya başladı. Biraz yaladı, somurdu sıvazladı. “Hadi gel” diye Gamze’ye seslendi ve ikisi yer değiştirdiler. Hülya yukarı çıkınca “Galiba gitmişler” diyerek tekrar aşağıya indi ve iki kadın yine aletime yamuldular. Bir sigara yakıp biramı içmeye devam ettim. Gamze ve Hülya’da aletimle oyalanmaya… Dudaklarının arasında sağlı sollu kaydırıyorlar, taşaklarımı okşuyorlar, öpüyorlardı. Başını ağzına alıp yarısına kadar boğzanı sokup çıkarınca Hülya, sapından kavradığı aletimi Gamze’nin ağzına uzatıyor, onun başını yönlendirerek aletimin başını, sapını, taşaklarımı yalamasını sağlıyordu. Sonra kendi ağzına sokup dilediği gibi somurup yalıyordu. Sıklıkla çok iyisin… yarrağın harika, yazdıklarında neyse o… fazlasızın gibi mırıldanıyorlardı. İki kadının ateşli dudakları, maharetli elleri, açık havada yakalanma riski… Hepsi bir araya gelmiş ve ben neredeyse patlamak üzereydim. “Ohhh… hadi hızlanın, patlatınn beni” diye inledim usulca. Bu onları daha da ateşledi ve somurmaları, yalamaları, sıvazlamaları hızlandı. “Geliyorummmmm” diyebildim birkaç saniye sonra ki Gamze’nin ağzına ilk saltoyu bırakmıştım. Gamze, aletimin başı ağzında kalacak kadar geri çıkarıp somururken, Hülya da eliyle sıvazlamayı ihmal etmemişti. Son damlasına kadar somurdu Gamze. Aletimi ağzında çırdığında dudakları kapalı bir şekilde gülümsedi ve gözlerimin içine bakarak tüm spermlerimi yuttu. Üçümüz de birbirimize bakıp gülümsedik. Hülya aletimi temizledikten sonra pantolonumun içine geri yerleştirdi, fermuarımı çekip kapattı. Elimizdeki bira şişelerinden birer yudum aldık. Ben ayakta, kızlar ise hemen önümdeki kayanın üstünde oturup öylece birbirimize bakıyorduk. İki kız kısa bir öpüşme faslına girdiği gülümseyerek. “Çılgınsınız” diye seslendim. “Hadi bir otel bulalım” diye güldü Hülya ayağa kalkarken.

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Genel içinde yayınlandı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir